6

Benim hikayem diyor ki: “Bir gün kimseyi büyümek zorunda bırakan kişi olma.”
6 en uğursuz sayımdır. 6 yaş, 6. sınıf ve daha fazlası ama ben sana 6 yaşımın hikayesini anlatacağım. Tam olarak yaşadığım şeyleri anlatmadan önce buna sebep olan zemini anlatmalıyım sanırım.
Annem ve babam boşandığında 6 yaşındaydım ve bizimkiler boşandığında Türkiye’de boşanmalar henüz bu kadar yaygın değildi. Benim için büyük bir yıkım olmuştu çünkü tam bir babasının kızıydım. Birden annemle olmak zorunda bırakılmak hapis bırakılmak gibi gelmişti. Fakat sonradan anladım öz çocuğunuz bile olsa gözden uzak olan gönülden de ırak oluyormuş. Babam beni aramamaya, telefonlarıma dönmemeye başladı. Hatta bir keresinde çok net hatırlıyorum, yatağımda oturmuş ağlıyordum. “Babam gelmezse uyumam.” diyordum. Babamla uyumayı da çok severdim o zamanlar. Benim ağlama krizim karşısında ne yapacağını bilemeyen anneannem de ağlamaya başlamış sonra annemi çağırmıştı. Annem babamı aradı ve hoparlöre aldı. Benimle konuşturacaktı. Babam “Yatmazsa yatmasın gece gece bunun için mi meşgul ettiniz beni?” deyip yüzümüze kapattı. Meşguliyeti ise annemi aldattığı kadınla Antalya’da otelde olmasıydı. O zaman ilk kez büyümek zorunda bırakıldığımı hissettim. Ben büyümek istemedim ama sanki babamın her kelimesi, olmadığı her dakika bir tabanca olup şakağıma dayandı ve büyü dedi bana. Zorla.
Annem ise apayrıydı. Annemi bir gün içinde toplasan yarım saat görüyordum. Babama o kadar aşıktı ve o kadar yıkılmıştı ki. Odasından çıkmıyor kilitlenmiş gibi bilgisayarda babamın MSN hesabından o kadınla konuşmalarına bakıyordu. Hep ağlıyor hep hıçkırık sesleri geliyordu odasından. Anneannem bazen annemin yemeğini götürmem için tepsiyi bana verirdi ama ben annemi göreceğim için mutlu olmak yerine öyle göreceğim için bu görevden nefret ederdim. Yani annem bir kızı olduğunu bırak kendi varlığını bile unutmuştu. Oysa ben birkaç ay sonra 1. sınıfa başlayacaktım.
Zaten her şey de o zaman oldu. 1. sınıfta özel bir okula gitmeye başladım çünkü yaşadığımız yer minicik bir ilçeydi ama merkezden çok uzaktı. (Seni takip eden arkadaşlarım var ve ilçe ismini söylediğim an kim olduğum anlaşılacak o kadar küçük bir ilçe)
Anneannem bizim apartmanımızın yanındaki gecekonduda oturan kadınla tanışmış ve arkadaş olmuştu. Kadın ev yapımı salça, tarhana vb şeyler satıyordu. Ama kadının sahip olduğu en kötü şey neydi biliyor musun? Bir oğlu vardı.
Anneannem çalışmaya başlamıştı, annem kendini yavaş yavaş toparlamaya başlamış ve okula gitmeye başlamıştı. Kendisi öğretmen.
Okuldan servisle geldiğimde kime gideceğinde anneannemin yeni edindiği arkadaşıyla kararlaşmıştı. Her gün 1-2 saat onlarda bekleyecektim sonra annem ya da anneannem beni alıp eve götürecekti. Annem daha kadınla tanışmamıştı bile sonradan beni almaya geldiği bir gün tanışacaktı. Dedim ya bir kızı olduğunu farkında değildi.
Kadının oğlu 17 yaşındaydı. Gerçekten bana bir abi gibi yaklaşıyordu ama yeni tanıştığım bir abinin beni bu kadar sahiplenmesi garip değil mi? diyordum hep kendime. Sanki gerçekten abimmiş gibi beni sürekli koruyup kolluyor ama en tehlikelisi: çok kıskanıyordu.
İpin ucu yavaş yavaş kopmaya başladı. Bana çok fazla sarılmaya ve ders çalışırken yanına gittiğimde kucağına oturtmaya başladı. Bunlar normal şeyler değil mi? Abi gibi yaklaşıyor işte. Hep böyle dedim kendime. Küçücüktüm. Nereden bilebilirdim ki?
Anneannemden çok utanıyordum çünkü anneannem herkesi yalancı ve iftiracı ilan etmeyi huy edinmiş bir kadındı. Anneme yaptıklarından da biliyordum bunu. Annem zaten yok gibiydi. Babam gerçekten yoktu.
Kimsem yoktu ve benim kendimi güvende hissetmediğim bir şey vardı ortada. Ben de kendimi zorladım. “Sen rahatsız olmuyorsun, o senin abin. Saçmalama.” “Seni çok seviyor ve kız kardeşi gibi görüyor.” “ Bak, şuan seninle ilgilenen tek kişi o.”
Evlerinin önünde hurda olan kırmızı bir serçe vardı. Hala nefret ederim o arabadan. Arkadaşı gelmişti bir gün, arabada oyun oynayalım dediler.
17 yaşında kazık kadar iki çocuk ne oynayabilir ki benimle arabada? Keşke düşünebilseydim.
Bunları anlatmak o kadar zor ki benim için. Hiç de detayına inemedim. Ama bu anonim olduğu için ineceğim.
Arabanın arka koltuğuna geçtik üçümüz. Önce ‘abim’ uzandı koltuğa biz koltukların arasındaki boşluğa oturduk. Göbeğini açtı bize ve doktorculuk oynayalım dedi. Ameliyat ediyor gibi hareketler yapmaya başladım ve çok mutlu olmuştum. Sürekli gülüyordum.
Sonra sıra bana geldi. Son saf gülüşümün o olduğunu bilmiyordum. Bir daha hiç öyle gülemedim.
Beni yatırdılar koltuğa, göbeğimin üstüne kadar çektiğim tişörtü çıkarttılar önce. Çok utandım, ama neden ki diye soruyordum hala. Anlamamıştım.
Sonra pantolonumu çıkarttılar. Ve iç çamaşırlarımı.
Ağlamaya başladım ama bağıramadım. O gün bağıramadıysam annem ve babam bana ses olamadığı içindir. Elleri her yerimdeydi. Hala her yerimdeler. Hiç gitmediler. Muhtemelen de gitmeyecekler.
O gün sadece çocukluğumu değil, hayallerimi, masumiyetimi, babamın hep eşek gözlüm diye sevdiği gözlerimdeki o pırıltıyı kaybettim. Beni giydirdiler sonra, sanki hiçbir şey olmamış gibi. Gerçekten oyun oynamışız da eve gitme vaktim gelmiş gibi.
Anneannem geldi, hasta oldum zannetti. Eve gidince annemi gördüm. Bende bir değişiklik bile farketmedi.
Artık her şey için çok geç. Değiştiğimi farketmesi için de, kaybettiğim şeyler için de, babam için de.
Her şey için çok geç çünkü geçen yıl bu olayı anlattığımda annemin tepkisinden biliyorum.
“O zaman niye söylemedin artık çok geç, nasıl ispatlarız?”
Ben 6 yaşında bir arabaya bindim ve 36 yaşında kadın olarak çıktım.
Nolur kimseyi büyümek zorunda bırakan kişi olmayın.
Views:
1950
Article Categories:
My Story Says

Bir cevap yazın