Gezmek, Yaşamaktır

“Gezmek, yaşamaktır.” demiş Andersen, doğru demiş bana göre. Gezmeyen, yaşamayı nasıl bilecek? Biliyorum, 21. yüzyılın ve ülkemizin şartlarından dolayı seyahat ultra lüks sayılıyor topraklarımızda. Ama aslına baktığımızda o kadar da zor değil. Yürüyerek sınır kapısı geçen, otostopla (daha doğrusu iyi insanlara denk gelmeleri sayesinde) seyahat eden tonla tandığım insan var. Yürekten istemekte bitiyor iş. Şahsen ben minicik bir araçla 6 ülke gezerken; belimin tutulması, kafamı, kolumu oraya buraya sıkıştırmam gibi faktörleri unutmuştum.

Işık kirliliği olmamasından dolayı mücevher gibi parıldayan yıldızlara bakmak en etkili ağrı kesicimdi. Gezmek ve görmek, okuyup hayal etmenin en yakın arkadaşıdır. Hayal etmekle görmek birbirlerine paraleldir. Çok gören çok hayal eder. Çünkü her gördüğü yerde, ufku birer kat büyür. Gezmek için illa da kilometreler aşmak gerekli değil. Belki evinizden çıktığınızda daha önce hiç girmediğiniz bir sokağa saptığınızda bile bambaşka yerler göreceksiniz, kim bilir? Yani Peters diyor ki: Gezin, yaşayın… Size verilmiş olan ömür bitip tükenmeden önce.

Ha eğer seyahat etmekten, bilhassa yalnız seyahat etmekten korkuyorsanız da Paulo Coelho’nun şu lafını asla unutmayın: “Tekne limanda güvendedir. Ama teknenin amacı bu değildir.” Keşfetmeyi, tanımayı, öğrenmeyi asla bırakmadığınız bir yaşam dilerim. Bugünlük benden bu kadar, esenlikle kalın.

Views:
1396
Article Tags:
Article Categories:
Seyahat

All Comments

Bir cevap yazın