Her Bahar Öncesi Kardelen’e Dönüşmek.

Adım Kardelen. Aslında ne kimliğimde Kardelen yazıyor, ne de çevremdekiler bana Kardelen diye hitap ediyor. Ama ben doğduğum zaman hatta ben doğmadan önce bile annem bana Kardelen ismini vermek istiyormuş. Ne güzel bir isim. Karı gücünle delen bir çiçek olmamı istiyormuş annem. Doğduğum zaman anneannem Babaannesinin ismini koyacaksın demiş. Annem on sekiz yaşında bir anne olduğu için anneannemi kıramamış. “”….. (Bu ismimi söylemek istemiyorum.) Kardelen” koyalım o zaman.” demiş. Babam nüfus cüzdanımı çıkartacağı sıra da babaannem babama, “Onların istediği ismi mi koyacaksın kızına? ….. Diye isim mi olur bu yılda?” demiş ve kendi istedikleri ismi, yani “….. Selin” diye yazdırmışlar. Kardelen de daha karı delemeden solup gitmiş…

Annemle babam lise zamanlarında tanışmışlar. Annem evi geçindirmek için ailesi tarafından küçük yaşından beri çalışan, aynı zamanda da okumaya çalışan bir kızmış. Babam ise babasının parasını yiyen, çoğu insanın deyimiyle bir “Zengin Züppe” Çok sevmişler annemle birbirlerini. Babam liseyi bir-iki yaş büyük olduğu için annemden önce bitirmiş. Annem ise lise sona gidiyormuş. Babam askere gitmeden birkaç ay önce anneannemle dedem annemi okulda almışlar. Anneannemin köyünden bir adamla evlendireceklermiş. Babam ise buna izin vermemiş ve annemle gizlice evlenmişler. Başta herkes çok kızmış onlara ama sonra bir şey diyememişler. Annem bana hamile kalmış sonra. Babaannem ise anneme çok kötü davranıyormuş. Babamı annem hakkında dolduruyormuş ve babam da annemi dövüyormuş. On sekiz yaşında daha kendisi çocukken karnında bir fetüs taşıyan annemi.
Dayaklar zamanla artmış. Babamın ilgisizliği de çoğalmış. Annemin yüzündeki ilerden dolayı kapıya onu görmeye gelen anneannemle dedeme kapıyı açmıyormuş. Ben doğmuşum sonra. Babam yine dövmeye devam etmiş annemi. Ben daha yaşıma girmemişken şehir dışında olan dayım annemi ve beni ziyarete gelmiş yaşadığımız yere. Sırf beni ve annemi görmek için yıllarca uğramadığı memleketine geldi. Annemin yüzündeki izlenir görünce hemen bir şey yaptı tabi. Bir şey dediğim de babamı dövmesi. Annemle babam boşanmış sonra. Annem nafaka vb. Hiç bir şey istememiş sadece velayetinin onda olmasını, babam isterse her zamana gelip görebileceğini söylemiş. Babam ise hiç bir zaman beni görmek istememiş.
Daha bir yaşında bile değilken başımdan bunlar geçti işte. Oysa bunlar hayatın bana gösterdiği bir fragman gibi. Ondan sonra çok şey yaşadım. Annem aşkı bir kenara bırakmış ve zengin olduğunu iddia eden, kendinden 30 yaş büyük biriyle evlenmiş. Asıl amacı benim babasız büyümemem ve maddi olarak zorluk çekmememdi. Ama adam anneme yalan söylemişti. Ayyaş herifin tekiydi. 1 yaşımdan 6 yaşıma kadar onunla yaşadık ve ben onu hep öz babam zannettim. Her gün annemi ve beni dövüyor, küfürler ediyordu. Küçücük bir çocukken binbir türlü küfür biliyordum. Annem, “Senden boşanmak istiyorum.” dediğinde, “Senin dilini keserim.” diyordu. Bir gece ilk okula başlayacağım sırada evden sadece bize ait olan eşyaları alıp sessizce kaçtık. Ben ise ilk zamanlar sürekli kabuslar görüyordum. Karanlıkta kalamıyordum çünkü o adamın beni dövüp odama gönderiyor ve ışığı yakarsam beni daha çok döveceğini söylüyordu. Ve ben karanlıktan deli gibi korkmana rağmen o karanlıkta kalmak zorunda bırakılıyordum. Dayak sesleri karanlık odama gelirken ellerimi açıp bir yerlerde olduğunu bildiğim, bana yardım edeceğini düşündüğüm tanrıya dua ediyordum.
Orta okula başladığım zaman annemin çalıştığı yerdeki patronu öldü ve eşi de annemi orada çalıştırmak istemedi. Annem hem çok çalışıp çok az para kazanmasından çok şikayetçiydi. Bir arkadaşı varmış o zamanlar. Pavyonda çalışır adamlarla sohbet edermiş. Daha ilerisi olmazmış ama çok para kazanırmış. Annemin aklına girdi ve annem de pavyonda çalışmaya başladı. Ben ise bunu annemin telefonuyla oyun oynarken arkadaşından gelen mesajla öğrenmiştim. Annem iğrenç bir şey yapıyordu ama ona kızmıyordum. Üzülüyordum ama kızamıyordum. Çünkü kiminle konuşursa konuşsun bunu hep benim daha rahat bir hayat sürmem için istediğini söylüyordu. Bir yıl sonra falan çalıştığı yerde biriyle tanışmış. Sevgili olmuşlar. Beni de o adamla tanıştırdı. Kolları dövmeler ile kaplı belalı bir tipi vardı adamın ama bir şey demedim çünkü annemin mutlu olmasını istiyordum.
O adam hayatımıza girdikten sonra herşey daha da beter bir hâle geldi. Küçüktüm ve her insanın iyi olduğunu düşünüyordum. Yalan yok, dünyanın en iyi kalpli insanı gibi davranıyordu. Hatta öz babam olsa bu kadar severdim. Arkadaşlarıma “Üvey Babam”, bazen ise sadece “Babam” diye tanıştırıyordum. Bana sürekli “Güzel kızım” “Prensesim” diyordu. Benim de hoşuma gidiyordu birilerinin bana sevgi göstermesi. Çünkü annem sürekli çalıştığı için onun bile sevgisini doğru dürüst hissedemiyordum. Üstelik babamı tanımıyordum. Baba sevgisine çok muhtaçtım. Bana “Seni çok seviyorum” dediğinde bir babanın kızını sevdiği gibi seviyor beni diye düşünür mutlu olurdum. Bana sürekli sarılır, öper kucağına yatırtırdı. Bazı günler çok uykusu olduğunu, birlikte uyumak istediğini söylerdi ve genelde bunları annem yokken yapardı. Çocuktum ve hiç bir şey doğru dürüst anlayamıyordum. Babalar kızlarını böyle seviyor olmalı diye düşünüyordum.
Bir yıl geçti ve ben de ergenliğe girdim. Boyum uzamıştı, fiziksel olarak daha güzeldim ve uzaktan bakıldığında genç kız gibi gözüküyordum. Bana eskisinden daha yakın olamaya çalışıyordu. Ben ise eskisi kadar yakın olmak istemiyordum ve davranışlarından rahatsız olmaya başlamıştım. Bazen özel bölgelerime bakarken yakalıyordum onu. O ise bana iğrenç bir şekilde sırıtıp, “Benim güzel prensesim büyümüş” diyordu.
Bir gün akşam olmuş ve annem her gün olduğu gibi yine gitmişti ve ertesi gün okul vardı. Okullar yeni açılmıştı. Tarihi çok iyi hatırlıyorum ne yazık ki. 28 Eylül… Bu tarih benim hayatımdaki en kötü gün. Sabah okula gideceğim için erken uyumam gerekiyordu. Ben ise evde tek olmanın verdiği serbestlikle televizyonun karşısına oturmuş televizyon izliyordum. Komedi filmi vardı televizyonda. Sonra kapının açıldığını duydum. Annem geceleri ya da sabaha karşı gelirdi yani annemin gelmiş olduğunu düşünmüyordum. Büyük ihtimalle o adam gelmişti. O da bizimle yaşıyordu. Beni uyanık görülse kızacağını düşündüm ve hemen yastığa kafamı koyup uyuyor takliti yaptım. Salona girdi ve kaldırdı. “Hadi odana git de orada uyu prensesim dedi.” sonra odama gittiğimde ışığı yakacak oldum çünkü oda çok karanlıktı. Her zaman pencereden içeriye giren sokak lambasının ışığı bile yoktu.
Işığı yakamı engelledi. “Elektrik faturası çok gelirse annen üzülür. Şu sıralar sıkışıklığı var.” dedi. “Ama ben karanlıkta uyuyamam” dedim. O da, “Benim acil bir işim yok. Senin yanına yatarım sen uyuyunca da giderim” dedi. Korksan da çekimsem de kabul ettim çünkü karanlıkta tek başıma duramıyordum. Ancak yanımda biri varsa katlanılırdı benim için karanlık. Onunla uyumak istemiyordum ama ışığı yakıp annemi sıkışıklığı sokmak istemiyordum. Yatağa yattığımda o da yanıma yattı. Eylül ayında olmamıza rağmen yorganı tepeme kadar çektim. Korkudan. O da havanın sıcak olduğu söyleyip yorganımı üzerimden geir çekti. Uykum yoktu ama o benim uyuduğumu ve uyanınca tekrar uykuya dalacağımı düşünüyordum. Uyuyor numarası yapmaya başladım. İçimden de yanımda bir an önce gitmedi için dua ediyordum.
Yarım saat ya da bir saat geçti ardından. Yatakta bir hareketlilik oldu. Uyuduğumu düşündüğü için kalkıp gideceğini zannettim. O ise kalkıp gitmedi. Bu olayı sadece birkaç kişiye anlattım ve hiç birinde detaya inmedim. Şu an ise içimde ne varsa dökmek ve o gece yaşananları anlatmak istiyorum.
Kafamı ona doğru çevirdi. Benim ise gözlerim kapalıydı. Sımsıkı yummuştum gözlerimi. Önce yüzümdeki ve boynumdaki her yerleri öptü midemden ağzıma sürekli acı sular geliyordu. Pijamalarımı çıkarttı ve her yerimi okşamaya ellemeye hatta öpmeye başladı. O an kalkabilirdim o yataktan. Bağırabilirdim, saldırabilirdim o adama, evden çıkıp gidebilirdim ya da hiç biri olmuyorsa balkondan atlayabilirdim. İşlek bir caddede birinci katta oturuyorduk. Mutlaka bana yardım edecek birilerini bulabilirdim. Ama o an o kadar çok korkuyordum ki felç geçirmiş gibiydim. Hareket edemiyordum. Nefes bile alamıyordum. Sonra beni üstüne yatırdı ve kendini bana sürttü. Şu an herkes bana kızacak belki ama o an hiç bir şey yapamıyorsunuz. Felç geçirmiş gibi oluyorsunuz. Sonra beni yatağa geri yatırdı ve tekrar bana sürünmeye başladı. O an bir şey olmasını ve ölmeyi istedim. Tam olduğum yere şimşek çakmasını ya da evden yangın çıkmasını. Kıyametin kopmasını bile istedim. Sonra fermuar sesi duydum. Tam o an her şeyin bittiğini hissetmişken komodinin üzerine koyduğu telefonundan bildirim sesi geldi. Hemen üzerimden kalktı ve telefonunu aldı o mesajı kim gönderdi ya da ne gönderdi bilmiyorum ama o kişiye o kadar çok teşekkür ettim ki o an. Hemen banyoya gitti. Sonra da evden çıktı. Başta banyoda ne yaptığını bilmiyordum ama yıllar sonra büyüdüğüm zaman anlamıştım.
O gittikten sonra hayalet gibi bir haldeydim. Gözlerim kızarmıştı ama bir damla bile göz yaşı dökemiyordum. Hemen ışığı açtım ve uyudum. Ertesi gün okula gitmeyecektim. Olanları anneme anlayacaktım. Çünkü biliyordum ki eğer o mesaj gelmesiydi telefonuna o gece yaşadığım şey ağır tacize kalmayacaktı. Tecavüze uğrayacaktım. O gün sabaha karşı annem yanıma yattı. Ağlıyordu ve ben annemi ilk defa ağlarken görüyordum. Kulağıma eğildi ve uyan diye fısıldadı. Gözlerimi açıp anneme baktığımda yüzünün her yerinde yaralar olduğu, hatta sol gözünün kan çanağına döndüğünü gördüm. Neler olduğunu anlamam zor olmadı. Annemi dövmüştü. Hatta 6 yaşıma kadar gördüğüm ya da annemin gördüğü dayaktan daha fazla. Annem hemen odamdan üstünü değiştirdi ve beni kaldırdı. Sırt çantamı açtı ve içine kumbaramı, şarj aletini ve telefonumu koydu. O adam yan odada yatarken biz de evden gizlice kaçacaktık. Kendi tuttuğumuz, içerisindeki her şeyin bize ait olduğu evden çıkıp gidecektik. Tek kelime bile edemiyordum. Annemle kapıya gittiğimizde kapı kilitliydi. O an hissettiğim korku çok büyüktü. Annem gizlice o adamın uyuduğu odaya girdi ve anahtar aldı ama o da çok korkuyordu. Hemen bir taksiyi aradı ve bizi yaşadığımız şehirdeki en az bilindik otele götürmesini istedi. Otele gittiğimizde tek kelime bile etmiyordum. Annem ise bana sımsıkı satılmıştı. İki yatak vardı ve birine ben diğerine de annem yattı. Bana döndü ve “Her on beş dakikada beni uyandır” dedi. Nedeni sorduğumda korkmamam için gülümsemeye çalıştı. “Kafamı duvara çarptı, o yüzden” dedi. Bunu söylerken gülümsemesindeki tek neden benim üzülmememdi. Ben de gülümsedim ama bu gülümseme tamamen sahteydi. Sonra dayımı aradı annem. Dayım geldi hemen. Zaten aynı şehirde yaşıyorduk. Eve gitti önce o. Sonra da bizi aldı eve götürdü. Evde hiç kimse olmadığı için mutluydum. Sonra dayım bendeki tuhaflığı fark etti ve annemden dolayı olduğunu düşündü. “Merak etme, o adam annenin gözünün kan toplamasını sağladıysa, ben o adamın bedeninde kan kalmamasını sağlayacağım” dedi. Ama ben tekrar korktum bu sefer ya dayıma da bir şey yaparsa diye.
Annem o adamı şikayet etmedi. Başta çok kızdım ama sonra annemin eski telefonundaki mesajları gördüm. Annemi benimle ve ailesiyle tehdit etmişti. Oradan taşındık. İki yıl geçti o olayın üstünden. Ama ben bu yaşananları hiç kimseye anlatamadım ve hem içime attım. Annem pavyonda çalışmayı bıraktı. Tüm bu olanlar içerisindeki en güzel şey buydu. Ben ise bir çok kez intiharı denedim. Taşıdığımız evlerde sürekli çatıya çıkar, “Buradan atlasam ölür müyüm?” diye düşünür olmuştum. Yaşadıklarımdan sonra o adamın dokunduğu her yerini kesip atmak istiyordum. Psikolojim bozulmuştu. Dayanamadım ve bundan 6 ay önce, yani ocak ayında anneme anlatmaya karar verdim. Annemin karşısına oturdum ve ağlamaya başladım. O adamın beni taciz ettiğini söyledim. Detaya inmedim çünkü annem buna izin vermedi hemen beni kendine çekip sarıldı. Onu polise şikayet edelim dediğimde. “Keşke ilk zaman söyleseydin. Şimdi hiç bir şey yapamayız” dedi. O gün anneme olan güven bağım koptu. Annemin hiç bir şey yapmaması beni mahvetti.
Tecavüze ya da tacize uğrayan insanlar gördüğümde neden kimseye bir şey söylemiyorlar diye kızardım. Bunun onların utanması geren bir durum olmadığını söylerdim hep. Ama benim başıma da gelince anladım o duyguyu. İnsanın aklına binbir şey geliyor. Ya insanlar beni suçlarsa? Ya insanlar bana değil de ona inanırlarsa? Ya bana bir şey yaparsa? Ya anneme bir şey yaparsa? Diye düşündüm hep. Ama ben çok düşündüğüm şey şu oldu… Ya insalar bana bir taciz olayını çok abarttığımı, yaşadığımın tecavüz olmadığını, büyütmemem gerektiğini söylerse? Saçma gelecek belki ama yaşadığım yerde bu zihniyete sahip çok insan var.
Geçen gün o adam Instagram hesabıma istek göndermiş. Hemen engelledim onu ve Instagram’ı sildim. Anneme çok kızıyorum hiç bir şey yapmadığı için. Artık eskisi gibi yaklaşamıyorum anneme. Ona çok kırgın ve kızgınım. O adam bana yaptıklarını, hatta daha da ilerisini başkalarına da yapabilir. O adamın olması gereken yer hapis ama cezasını bulmuyor. Teyzem annemden biraz daha farklı. Çok sert, kuralcı, ciddi ve disiplinli biri. Birkaç ay sonra yaşadığımız şehire taşınacak kuzenlerimle. O zaman ya hukuk okuyan kuzenime ya da teyzeme anlatacağım bu olayı. Annem bir şey yapmamışsa bile teyzemin ya da kuzenimin bir şey yapmasını istiyorum. O adamın cezasız kalmasını istemiyorum.
Bunları böylesini anlatmak yoktu aslında aklımda. Başkalarının yaşadıklarını da okuyunca yalnız olmadığımı anladım ve yazmak istedim. Bunları o kadar hızlı bir şekilde yazıyorum ki anlatamam. Yazmaktan, anlatmaktan vazgeçmekten korktuğum için hiç bir şeyi bu kadar hızlı yazmadığım kadar hızlı yazıyorum. Çok fazla yazım yanlışı olduğuna çok eminim. Normalde yazım yanlışlarına dikkat eden biriyim ama yanlışlar için özür dilerim.
Hayatımda henüz bir şeyler başaramadım çünkü yaşadıklarımın üzerinden psikolojik olarak çöküş yaşadım. Kendimi yeni yeni toplamaya başladım ve hayattaki ilk başarıma imza attım. Kitap yazmaya başladım ve kitabımın basılmasını istiyorum. Hayat her şeye rağmen güzel. Belki yıllar sonra bir gün buraya tekrar gelir ve yaşadıklarımdan sonra ayakta kaldığım için kendimle gurur duyarım.
Diğer insanların da yaşadıklarını okuduğumda çok duygulandı. Sizi seviyorum. Kim olduğunuzu bilmiyorum. Şu an ne yaptığınızı bilmiyorum. Sizi tanımıyorum. Ama sizi seviyorum. Çünkü aynı acıları hissetmek bizim birbirlerimizi çok iyi tanımamızı sağlıyor…
Views:
1179
Article Categories:
My Story Says

Bir cevap yazın