Sudoku Oynar Gibi İlişki Kurmak…

Bazen bir sürüngenler belgeselinde gibi hissederken buluyorum kendimi. Çevremdekilerin ilişkilerini izlerken özellikle de, sanki kertenkele çiftleşme dansı izliyormuş gibi bir his sarıyor her yanımı. Bazen de bahis sitesinde gibi… Sanki aşk kumar, bizler de kumarbazlar… Bir de Sudoku’da sayı sallar gibi hissediyorum. İşte o en kötüsü. Sallapati ilişkiler… Ne karşınızdakinden eminsiniz, ne de ondan emin olmadığınız için kendinizden. Ne idüğü belirsiz, dandik bir durum. İçinden nasıl çıkılacağı belli olmayan, sıradaki hamleyi planlamaya çalışırken yine de ele yüze bulaşan, iki ucu b*klu değnek dediğimiz olaylar silsilesi. Peki ya ne yapmak gerekiyor bu anlarda? Önce bir özeleştiri gerekiyor. Ama böyle delikanlıca. Oturup düşünün, şunu deyin kendinize: “Falanca kişisi bana böyle böyle yaptı, ben böyle böyle yaptım. Peki ben falanca kişisinin böyle yapmasını hak ettim mi? O benim böyle yapmamı hak etti mi?” gibi gibi…

Ardından, haklı taraf sizseniz şunu yapıyorsunuz. Mesajlara giriyorsunuz. O kişiye tıklıyorsunuz. Klavye açıldığı anda, döşüyorsunuz içinizden geçenleri. Sizi zaten önemseyen, seven kişi; hatalarının farkına vardığı salise, hatalarını düzeltmek için çabalar. Eğer karşınızdaki kişi çabalamıyorsa, inanın 10 yıl sonra adını bile hatırlamayacağınız biriyle berabersiniz demektir bu. Unutmayın, hayatımızın sonuna kadar tonla insan tanıyacağız. Onları seveceğiz, onları üzeceğiz, onlar tarafından sevilecek ve yine onlar tarafından üzüleceğiz. Ama bu dünyanın sonunun geldiğini göstermeyecek. Kendinizi bulma serüveninizde sizlere bir yoldaş olacak. Adımlarınızı daha da sağlam atmanızı sağlayacak. Yine de gereksiz insanlar için enerji israfına gerek yok.

Yani Peters diyor ki: İlişkiler Sudoku değildir. Sallamasyon şekilde yaşanan ilişki, ilişki değildir. Birbirilerimizin zamanlarını israf etmeyelim.

Bugünlük benden bu kadar, esenlikle kalın.

Views:
6585
Article Categories:
Yaşam Stili

All Comments

Bir cevap yazın