Uçup Uçamayacağınızdan Şüphe Ettiğiniz An, Bunu Yapabilmek İçin Sonsuza Dek Durursunuz

“Mutluluk varılacak bir yer değil, yolculuğun kendisidir.” demiştir Emerson. Sonunda
kaybedeceğinizi bildiğiniz bir şey yine de yaşamaya değer olabilir. Kaybetme korkusuyla
güzel anlardan kaçamazsınız. Tinker Bell’in tozunun etkisi er ya da geç sona erer ama
size uçmanın nasıl bir şey olduğunu gösterir.
Titanic’in batacağını bilmenin yıllar boyu insanların filmden zevk almasına engel
olmadığı gibi. Sindirella’nın sihri gece yarısına kadar sürecek diye baloya gitmekten
vazgeçmediği gibi.
Hiçbir şey ellerinizden kayıp gitmez. Fiziğin en temel ilkesidir bu, enerji yok olmaz. Hiç
kimse kaybolmaz. Bazı insanlar sizin belki de hiç hatırlamayacağınız bir anın içinde
yaşamaya devam ederler. Ölümsüzlük denen şey de bu olabilir mi?
İmkansız bazı aşklar kalbinizi pırpır ettiren şiirlere; fırtınalar ve kuraklıklar dilden dile
dolaşan destanlara; açtığınız her kilit yeni bir odaya dönüşür. Ama hiçbir şey yok olmaz.
Yaşamak denen şey bundan ibarettir belki de. Yıllar sonra gözlerinizi kapatıp
gerçeklikten saklanabileceğiniz anılar yaratmakta saklıdır hayat.
Jesse’nin de bir zamanlar dediği gibi, şimdi o trenden inin ve hayır deseydiniz neler
kaçıracaktınız görün.

Yazan: Meltem Demirci

Views:
14654
Article Categories:
Sizlerden Gelenler

All Comments

Bir cevap yazın