top of page

Kanayan Yaralarına Kan Dursun Diye Başka Bedenler Basarsan, Mikrop Kaparsın.



Thich Nhat Hanh’ın “İyileştirici Sevgili, Arkadaş, Aile” adlı kitabında değindiği çok önemli bir nokta vardır:

Kendimizi sevmeden başkalarını sevmeye çalışmak. Kitapta durumu şu cümlelerle anlatır kendisi:

“Başkalarına karşı çoğu zaman, gerçekten sevip anladığımızdan değil, çektiğimiz acıları unutmak için ilgi duyarız. Kendimizi sevip anlamayı, kendimize hakiki bir şefkatle yaklaşmayı öğrenmeden başka birini gerçekten sevip anlayamayız.”


 RuPaul’s Drag Race’te şöyle bir soruyla karşılaşmıştım:

“Kendinizi sevmezseniz başkasını nasıl seveceksiniz?”

Cevabı çok düşünülecek bir soru değil; kendini sevmeyen, başkalarını sevemez. Kendimden biliyorum bunu. Uzun süre geçmiş olsa da üstünden, elbette benim de hayatımda kendimle bir türlü barışamadığım bir dönem vardı. Hayatımla, içinde olduğum bedenle, olacağım kişiyle sürekli bir savaşın içindeydim. Ve bu savaşta galip gelmek beni mutlu etmeyecekti. Bu savaşta barış ilan etmek beni mutlu edecekti. O yüzden çok uzunca süre kendimi dış dünyaya kapattım. İlaç prospektüsünden, şiir kitaplarına... ne bulursam okudum. Artık beynimde o kadar çok düşünce vardı ki, kendimle barışı sağlamam için gerekli sözcükler kendiliğinden hizalanmıştı:

“Sude, sen yeterlisin. Her zaman yeterliydin. Ve her zaman yeterli olacaksın.” Tam beyaz bayrakları kaldırmıştım ki, bir şey oldu; birine karşı çok derin hisler beslemeye başladım. Artık kendimi sevdiğim için, onu da sevebiliyordum. Hem de tüm kalbimi masaya koyarak sevebiliyordum. Yine de ilişkiler tek taraflı yürümediğinden, ilişkimiz bitti.


O dönemde yapmam gerekeni biliyordum; acımı yaşamak. Çünkü gidip de yeni bir ilişkiye balıklama atlasaydım, bu doğru çözüm olmayacaktı. Sadece kanayan yaranın mikrop kapmasını sağlayacaktı. Ağladım. Günlerce ağladım. Yorganın altından çıkmadım. Sonra bir sabah uyandım ve o sabah acım bitti. Göz yaşlarım kurudu. Gözlerimin içi tekrar gülüyordu. O gün öğrendim ki; acının ilacı gerçekten zamanmış. Merhemiymiş zaman tüm acıların. Ama zamanın yanında diğer merhemse; kendimi sevmemmiş. Kendimi sevmeseydim, çıkamayacağım bir kara deliğe girebilirdim. Beni ben yapan şeyleri kaybedebilirdim. Uzunca lafın kısası, Peters diyor ki;


Kendinizi sevin önce. Çünkü o en zoru. Ama başarmaya en çok değeni. Bir başkasını sevdiğinizde ve düşüp dizlerinizi kanattığınızda, yaranın kabuk bağlayıp iyileşmesini sağlayan şey kendinize olan sevginiz. Bugünlük benden bu kadar, esenlikle kalın.

Yorumlar


© 2020 Petersays. Tüm hakları saklıdır.

bottom of page